Show simple item record

dc.contributor.authorGüleş, Bedia
dc.date.accessioned2021-01-22T08:20:09Z
dc.date.available2021-01-22T08:20:09Z
dc.date.issued2016-01
dc.identifier.issn2148-6778
dc.identifier.urihttp://hdl.handle.net/20.500.12498/4952
dc.description.abstractÖzet: İsim, kişi için hayati öneme sahip bir şahıs varlığı hakkıdır. Zira isim, anlamı itibariyle, kişinin hayatının şekillenmesinde önemli bir yere sahiptir. Ayrıca isim bir bakıma toplumda ve resmi kayıtlarda kişiyi temsil eden kelimedir. Bu yüzden belirlenmesi de hukuki alanda ayrı bir boyut kazanmaktadır. Türk Medeni Kanunu m.339/5’e göre “Çocuğun adını ana ve babası koyar”. Böylece kişiliğin önemli parçalarından olan adı belirleme yetkisi, kanun koyucu tarafından, çocuğa en yakın kimselere verilmiş bulunmaktadır. Fakat fıkra, çocuğa isim verecek kişiyi belirlerken, “velayet hakkı kendisinde olan” ya da “çocukla soy bağı kurulmuş olan kimse” dememiş, bu kimseleri ana – baba olarak belirtmekle yetinmiştir. Diğer yandan m.339, “velayetin kapsamı” başlıklı ayrımda ele alınmıştır. Peki, velayet ana – babadan yalnız birine ait olduğu durumlarda isim verme hakkı her ikisine mi yoksa velayet kendisinde olan kişiye mi aittir? İşte bu sorunun cevabında, maddenin yorumu ve ad verme hakkının ana – babaya veriliş sebebi kilit rol oynamaktadır.en_US
dc.language.isotren_US
dc.subjectAd, Velayet, Soy Bağı, Ana – Baba, Şahıs Varlığı Hakken_US
dc.titleÇocuğa İsim Verme Hakkının Kime Ait Olduğu Sorunuen_US
dc.typeArticleen_US


Files in this item

Thumbnail

This item appears in the following Collection(s)

Show simple item record