Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Karabekir Paşa

Karabekir Paşa ile M. Kemal Paşa arasında Mondros Mütarekesi’nden itibaren askeri ve siyasi konularda bazı anlaşmazlıklar olsa da kamuoyuna hissettirilmemiştir. M. Kemal Paşa Milli Mücadele’de Karabekir Paşa başta olmak üzere diğer komutanlardan ve ayrıca mevkice kendisinden daha altta yer alan komutanlardan büyük destek almıştır. Bu destek 1922 sonuna kadar devam etmiş ve Büyük Taarruz ile İstiklal Mücadelesi sona ermiştir. 1923 genel seçimlerinde M. Kemal Paşa kendisine muhalif olanların büyük bir kısmını meclis dışı bırakmıştır. Meclis dışı bırakılamayanlar İstiklal Mücadelesinde lider kadrosunda bulunanlardı. Bunlar Kazım Karabekir Paşa, Rauf (Orbay) Bey, Refet (Bele) Paşa ve Ali Fuat (Cebesoy) Paşa gibi isimlerdir. Büyük Taarruz’dan sonra başlayan yeni dönemde İstiklal Mücadelesinin lider kadrosu ile M. Kemal Paşa’nın arası açılmaya başlamıştır. İktidardan uzaklaştırılma, başarının paylaşılamaması ve şahsi sebeplerden dolayı Milli Mücadele’nin önde gelen isimleri M. Kemal Paşa’ya karşı cephe almışlardır. Karabekir Paşa ve arkadaşlarının ortaya koymuş oldukları bu tepki, onları partiden ihraç edilmek veya istifa ederek yeni bir parti kurmak gibi bir tercihle karşı karşıya bırakmıştır. HF’den koparak TCF’yi kuran kadronun gerçekten bir muhalefet partisi kurmayı düşündükleri söylenebilir mi? TCF’yi kuran kadro, daha çok içinde önemli roller oynadıkları Milli Mücadele hareketinin mirasının HF’nin tekelinde olmadığını daha doğrusu M. Kemal Paşa’nın tekelinde olmaması gerektiğini savunmuşlardır. Mesela bu partinin genel başkanlığını yürüten Karabekir Paşa, Atatürk’ün “samimi muhitini” kaybetmesini O’nun “her şeyi ben yaptım iddiasına” bağlamıştır. Başka konularda da Karabekir Paşa ile M. Kemal Paşa’nın farklı düşüncelere sahip oldukları bilinmektedir. Mesela Harf inkılabı konusu böyledir. İzmir İktisat Kongresi’ndeki konuşmasından Karabekir Paşa’nın alfabenin değiştirilmesine şiddetle karşı olduğunu biliyoruz. 1928 yılında Harf inkılâbı yapıldıktan sonra da Karabekir Paşa bu fikrini devam ettirmiştir. Gelişmelere ve partinin kuruluş sürecine bakıldığında TCF’nin kuruluş aşamasında bir muhalefet amacıyla kurulmuş olmadığı ancak gelişmeler bu partiyi “muhalefet partisi” olmaya sevk ettiği anlaşılmaktadır. Mesela Cumhuriyet’in ilanı, hilafetin ilgası ve diğer konularında Karabekir Paşa ve Rauf Bey ile istişare edilmiş olsaydı “Cumhuriyet’i korumak” için TCF kurulur muydu? Öyle sanıyoruz ki, TCF kurulmazdı veya en azından Karabekir Paşa bu partiye katılmayabilirdi. Nitekim Karabekir Paşa’nın şu sözleri bu fikrimizi teyit etmektedir; Karabekir Paşa muhalefete geçmeye “mecbur” kaldıklarını şu sözlerle ifade etmektedir; “Lozan Antlaşması’nı tamamladıktan sonra, milletin fakirlik ve cahillikten kurtulması için hür bir hava içinde ilmi esaslara istinad edecek bir programın hazırlanması teklifim ehemmiyet görüşüne alınmadı. Bu husustaki layihalarım ki, bir eser halindedir, bir takım şahsi düşünceler ve yeni türedilerin riyakârlıkları arasında boğuldu gitti”. Yani kendisinin görüşü alınmış olsaydı muhalif partiyi tercih etmeyeceği anlaşılmaktadır. Nitekim Karabekir Paşa’nın 1946’da çok partili döneme geçişte CHP’den milletvekili olması bu tespitimizi teyit etmektedir. Karabekir Paşa, arkadaşlarıyla birlikte muhalefete geçmek zorunda kalmalarının bir başka gerekçesini M. Kemal Paşa’nın “bir sağa bir sola hareket etmesinden” kaynaklandığını şöyle ifade etmektedir; “Mustafa Kemal Paşa bir zaman hocalardan mutaassıp bir halde hutbe ve nutuklarla hilâfet ve saltanatı almağa uğraştı, muvaffak olamayınca müthiş sola kaydı. Dinî ve an'anevî varlıkları kanla yıktı. Terakki ve tekâmül taraftarı olan arkadaşları bu sağa sola hareketlerde artık birlikte yürümediler, hatta muhalefete geçtiler. Bunları kaybetmekle sukut da başladı ve devam ediyor”. TCF’nin programına bakıldığında HF’den daha güçlü ve dolu olduğu görülür. TCF’liler tarafından açıkça ifade edilmese de bu partinin programının yapılmasında İttihatçıların katkısı olmuştur. HF’nın o tarihlerde ayrıntılı bir programı olmadığı için TCF ile mukayese imkânı olmasa da bu iki parti arasında güncel politika ve yönetim tarzı açısından yapılacak bir mukayesede, TCF’nin daha az merkeziyetçi, daha az radikal ve daha az otoriter olduğu görülmektedir. Bu durumda bu partinin tabandan büyük destek bulacağı açıktır. Öyleyse TCF 1925 yılında kapatılmamış olsaydı, tıpkı DP’nin 1950’de iktidara geldiği gibi büyük bir ihtimalle iktidara gelebilirdi. Hatta DP’den daha güçlü olarak tabandan destek görebilirdi. Çünkü TCF’nin kurulduğu yıllarda bu partinin lider kadrosu içinde Milli Mücadelenin önemli isimleri (Karabekir Paşa, Ali Fuat Paşa, Rauf Bey, Refet Paşa gibi) vardır. TCF, var olan siyasi partinin alternatifi miydi? Başarı şansı var mıydı? Niçin başarısız oldu? Karabekir Paşa bu sürecin neresindedir? TCF alternatif bir parti miydi? Partinin kurulduğu yılların şartlarını ve kurucuların (hem HF hem de TCF) mensup oldukları dünya görüşü dikkate alınarak değerlendirme yapılacak olursa TCF’nin alternatif bir parti olmadığı ifade edilebilir. Çünkü CHF kurulurken halkın “bütününü” içine aldığı iddia edilmekteydi. TCF de CHF’den ayrıldığına göre aynı düşünce yapısı bu parti için de söz konusu olmaktadır. Yani görüş ve zihniyet olarak temelde bir farklılık bulunmamaktadır. Aynı değerlendirmeyi M. Kemal Paşa da yapmaktadır. Yöntem bakımından bu iki parti arasında bazı farklılıklar görülmektedir. Mesela CHF uygulayacağı toplumsal projelerle ilgili olarak “devrimi”, TCF ise “evrimi” tercih etmiştir. TCF laiklik konusunda CHF’ye kıyasla biraz daha “ılımlıdır”. Bütün bunlar TCF’nin alternatif bir parti olmasını gerekli kılabilir mi? Şayet TCF’nin kurucuları “dışlandıkları” için bir parti kurmak zorunda kalmışlarsa bu partiye alternatif parti denilebilir mi? İsmet Paşa’ya karşı var olan tepkilerin (Rauf Bey ve Refet Paşa gibi) sonucunda bir oluşum ise bu parti alternatif olabilir mi? Bu soruların cevabına “evet” demek mümkün görünmemektedir. Bu değerlendirmeye göre TCF’yi alternatif bir parti olarak görmek mümkün görünmemekle birlikte halktan ciddi oranda oy alması kuvvetle muhtemeldi. Tıpkı 1950 yılındaki DP ve CHP’de olduğu gibi. TCF’nin başarı şansı var mıydı? Partinin kurucuları CHF’nin içinden çıktıklarına göre bu soruya hayır dememek gerekir. TCF’liler halka güveniyorlardı. Milli Mücadele’de önemli katkıları vardı ve bunun “takdir edileceği” ümidi içindeydiler. Atatürk ile araları açıldığından dolayı muhalif bir oluşum teşekkül ettirmek zorunda kalmışlardı. Dolayısıyla “başarı şansları var mıydı?” sorusuna ancak toplumun desteği dikkate alınarak cevap verilebilir. Yani toplum ile buluşmaları şartıyla ancak başarılı olunabilirdi. Ne var ki TCF toplum ile buluşamamıştır. Yedi aylık kısa ömründe TCF sadece ara seçimlere girebilmiştir. Bu seçimlerde TCF’nin kazanamamasının sebebi, o tarihlerdeki seçim sisteminden kaynaklanmıştır. Çünkü o tarihlerdeki seçim sistemi iki dereceliydi. Müntehib-i evveller (Birinci seçmenler) belli sayıdaki müntehib-i sanileri (ikinci seçmenler) seçerler bunlar da milletvekilleri seçerlerdi. Ara seçimlerinde müntebib-i saniler oy kullanmışlardır. Zaten bu seçmenler CHF’nin “yakın markajındaydılar”. Dolasıyla TCF ara seçimlerde milletvekili “çıkaramamıştır”.

Erişime Açık
Görüntülenme
6
22.03.2024 tarihinden bu yana
İndirme
1
22.03.2024 tarihinden bu yana
Son Erişim Tarihi
18 Mayıs 2024 13:34
Google Kontrol
Tıklayınız
Tam Metin
Tam Metin İndirmek için tıklayın Ön izleme
Detaylı Görünüm
Eser Adı
(dc.title)
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Karabekir Paşa
Yayın Türü
(dc.type)
Kitap
Yazar/lar
(dc.contributor.author)
AKDAĞ, Ömer
Atıf Dizini
(dc.source.database)
Diğer
Konu Başlıkları
(dc.subject)
Karabekir Paşa
Konu Başlıkları
(dc.subject)
Siyaset
Konu Başlıkları
(dc.subject)
Muhalefet
Konu Başlıkları
(dc.subject)
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası
Yayın Tarihi
(dc.date.issued)
2015
Kayıt Giriş Tarihi
(dc.date.accessioned)
2019-07-11T13:20:35Z
Açık Erişim tarihi
(dc.date.available)
2019-07-11T13:20:35Z
Tez Türü
(dc.type.thesis)
Yüksek Lisans
Açıklama
(dc.description)
makale
Özet
(dc.description.abstract)
Karabekir Paşa ile M. Kemal Paşa arasında Mondros Mütarekesi’nden itibaren askeri ve siyasi konularda bazı anlaşmazlıklar olsa da kamuoyuna hissettirilmemiştir. M. Kemal Paşa Milli Mücadele’de Karabekir Paşa başta olmak üzere diğer komutanlardan ve ayrıca mevkice kendisinden daha altta yer alan komutanlardan büyük destek almıştır. Bu destek 1922 sonuna kadar devam etmiş ve Büyük Taarruz ile İstiklal Mücadelesi sona ermiştir. 1923 genel seçimlerinde M. Kemal Paşa kendisine muhalif olanların büyük bir kısmını meclis dışı bırakmıştır. Meclis dışı bırakılamayanlar İstiklal Mücadelesinde lider kadrosunda bulunanlardı. Bunlar Kazım Karabekir Paşa, Rauf (Orbay) Bey, Refet (Bele) Paşa ve Ali Fuat (Cebesoy) Paşa gibi isimlerdir. Büyük Taarruz’dan sonra başlayan yeni dönemde İstiklal Mücadelesinin lider kadrosu ile M. Kemal Paşa’nın arası açılmaya başlamıştır. İktidardan uzaklaştırılma, başarının paylaşılamaması ve şahsi sebeplerden dolayı Milli Mücadele’nin önde gelen isimleri M. Kemal Paşa’ya karşı cephe almışlardır. Karabekir Paşa ve arkadaşlarının ortaya koymuş oldukları bu tepki, onları partiden ihraç edilmek veya istifa ederek yeni bir parti kurmak gibi bir tercihle karşı karşıya bırakmıştır. HF’den koparak TCF’yi kuran kadronun gerçekten bir muhalefet partisi kurmayı düşündükleri söylenebilir mi? TCF’yi kuran kadro, daha çok içinde önemli roller oynadıkları Milli Mücadele hareketinin mirasının HF’nin tekelinde olmadığını daha doğrusu M. Kemal Paşa’nın tekelinde olmaması gerektiğini savunmuşlardır. Mesela bu partinin genel başkanlığını yürüten Karabekir Paşa, Atatürk’ün “samimi muhitini” kaybetmesini O’nun “her şeyi ben yaptım iddiasına” bağlamıştır. Başka konularda da Karabekir Paşa ile M. Kemal Paşa’nın farklı düşüncelere sahip oldukları bilinmektedir. Mesela Harf inkılabı konusu böyledir. İzmir İktisat Kongresi’ndeki konuşmasından Karabekir Paşa’nın alfabenin değiştirilmesine şiddetle karşı olduğunu biliyoruz. 1928 yılında Harf inkılâbı yapıldıktan sonra da Karabekir Paşa bu fikrini devam ettirmiştir. Gelişmelere ve partinin kuruluş sürecine bakıldığında TCF’nin kuruluş aşamasında bir muhalefet amacıyla kurulmuş olmadığı ancak gelişmeler bu partiyi “muhalefet partisi” olmaya sevk ettiği anlaşılmaktadır. Mesela Cumhuriyet’in ilanı, hilafetin ilgası ve diğer konularında Karabekir Paşa ve Rauf Bey ile istişare edilmiş olsaydı “Cumhuriyet’i korumak” için TCF kurulur muydu? Öyle sanıyoruz ki, TCF kurulmazdı veya en azından Karabekir Paşa bu partiye katılmayabilirdi. Nitekim Karabekir Paşa’nın şu sözleri bu fikrimizi teyit etmektedir; Karabekir Paşa muhalefete geçmeye “mecbur” kaldıklarını şu sözlerle ifade etmektedir; “Lozan Antlaşması’nı tamamladıktan sonra, milletin fakirlik ve cahillikten kurtulması için hür bir hava içinde ilmi esaslara istinad edecek bir programın hazırlanması teklifim ehemmiyet görüşüne alınmadı. Bu husustaki layihalarım ki, bir eser halindedir, bir takım şahsi düşünceler ve yeni türedilerin riyakârlıkları arasında boğuldu gitti”. Yani kendisinin görüşü alınmış olsaydı muhalif partiyi tercih etmeyeceği anlaşılmaktadır. Nitekim Karabekir Paşa’nın 1946’da çok partili döneme geçişte CHP’den milletvekili olması bu tespitimizi teyit etmektedir. Karabekir Paşa, arkadaşlarıyla birlikte muhalefete geçmek zorunda kalmalarının bir başka gerekçesini M. Kemal Paşa’nın “bir sağa bir sola hareket etmesinden” kaynaklandığını şöyle ifade etmektedir; “Mustafa Kemal Paşa bir zaman hocalardan mutaassıp bir halde hutbe ve nutuklarla hilâfet ve saltanatı almağa uğraştı, muvaffak olamayınca müthiş sola kaydı. Dinî ve an'anevî varlıkları kanla yıktı. Terakki ve tekâmül taraftarı olan arkadaşları bu sağa sola hareketlerde artık birlikte yürümediler, hatta muhalefete geçtiler. Bunları kaybetmekle sukut da başladı ve devam ediyor”. TCF’nin programına bakıldığında HF’den daha güçlü ve dolu olduğu görülür. TCF’liler tarafından açıkça ifade edilmese de bu partinin programının yapılmasında İttihatçıların katkısı olmuştur. HF’nın o tarihlerde ayrıntılı bir programı olmadığı için TCF ile mukayese imkânı olmasa da bu iki parti arasında güncel politika ve yönetim tarzı açısından yapılacak bir mukayesede, TCF’nin daha az merkeziyetçi, daha az radikal ve daha az otoriter olduğu görülmektedir. Bu durumda bu partinin tabandan büyük destek bulacağı açıktır. Öyleyse TCF 1925 yılında kapatılmamış olsaydı, tıpkı DP’nin 1950’de iktidara geldiği gibi büyük bir ihtimalle iktidara gelebilirdi. Hatta DP’den daha güçlü olarak tabandan destek görebilirdi. Çünkü TCF’nin kurulduğu yıllarda bu partinin lider kadrosu içinde Milli Mücadelenin önemli isimleri (Karabekir Paşa, Ali Fuat Paşa, Rauf Bey, Refet Paşa gibi) vardır. TCF, var olan siyasi partinin alternatifi miydi? Başarı şansı var mıydı? Niçin başarısız oldu? Karabekir Paşa bu sürecin neresindedir? TCF alternatif bir parti miydi? Partinin kurulduğu yılların şartlarını ve kurucuların (hem HF hem de TCF) mensup oldukları dünya görüşü dikkate alınarak değerlendirme yapılacak olursa TCF’nin alternatif bir parti olmadığı ifade edilebilir. Çünkü CHF kurulurken halkın “bütününü” içine aldığı iddia edilmekteydi. TCF de CHF’den ayrıldığına göre aynı düşünce yapısı bu parti için de söz konusu olmaktadır. Yani görüş ve zihniyet olarak temelde bir farklılık bulunmamaktadır. Aynı değerlendirmeyi M. Kemal Paşa da yapmaktadır. Yöntem bakımından bu iki parti arasında bazı farklılıklar görülmektedir. Mesela CHF uygulayacağı toplumsal projelerle ilgili olarak “devrimi”, TCF ise “evrimi” tercih etmiştir. TCF laiklik konusunda CHF’ye kıyasla biraz daha “ılımlıdır”. Bütün bunlar TCF’nin alternatif bir parti olmasını gerekli kılabilir mi? Şayet TCF’nin kurucuları “dışlandıkları” için bir parti kurmak zorunda kalmışlarsa bu partiye alternatif parti denilebilir mi? İsmet Paşa’ya karşı var olan tepkilerin (Rauf Bey ve Refet Paşa gibi) sonucunda bir oluşum ise bu parti alternatif olabilir mi? Bu soruların cevabına “evet” demek mümkün görünmemektedir. Bu değerlendirmeye göre TCF’yi alternatif bir parti olarak görmek mümkün görünmemekle birlikte halktan ciddi oranda oy alması kuvvetle muhtemeldi. Tıpkı 1950 yılındaki DP ve CHP’de olduğu gibi. TCF’nin başarı şansı var mıydı? Partinin kurucuları CHF’nin içinden çıktıklarına göre bu soruya hayır dememek gerekir. TCF’liler halka güveniyorlardı. Milli Mücadele’de önemli katkıları vardı ve bunun “takdir edileceği” ümidi içindeydiler. Atatürk ile araları açıldığından dolayı muhalif bir oluşum teşekkül ettirmek zorunda kalmışlardı. Dolayısıyla “başarı şansları var mıydı?” sorusuna ancak toplumun desteği dikkate alınarak cevap verilebilir. Yani toplum ile buluşmaları şartıyla ancak başarılı olunabilirdi. Ne var ki TCF toplum ile buluşamamıştır. Yedi aylık kısa ömründe TCF sadece ara seçimlere girebilmiştir. Bu seçimlerde TCF’nin kazanamamasının sebebi, o tarihlerdeki seçim sisteminden kaynaklanmıştır. Çünkü o tarihlerdeki seçim sistemi iki dereceliydi. Müntehib-i evveller (Birinci seçmenler) belli sayıdaki müntehib-i sanileri (ikinci seçmenler) seçerler bunlar da milletvekilleri seçerlerdi. Ara seçimlerinde müntebib-i saniler oy kullanmışlardır. Zaten bu seçmenler CHF’nin “yakın markajındaydılar”. Dolasıyla TCF ara seçimlerde milletvekili “çıkaramamıştır”.
Tek Biçim Adres
(dc.identifier.uri)
https://hdl.handle.net/20.500.12498/1410
Analizler
Yayın Görüntülenme
Yayın Görüntülenme
Erişilen ülkeler
Erişilen şehirler
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yükümlülüklerimiz ve cerez politikamız hakkında bilgi sahibi olmak için alttaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

creativecommons
Bu site altında yer alan tüm kaynaklar Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Platforms